'Tebrikler Paşam!'
Perihan Mağden
18/12/2007 (3480 kişi okudu)
Yaşar Büyükanıt fantastik ve fakat en üst kademeden bir unsur olarak, ülkeyi belirtlemeye devam ediyor.
İşte buyrun (Radikal'in de manşetiydi) "Artık PKK kampları BBG evi gibi" buyurmuş Kanal D Haber'de Mehmet Ali Birand'a.
Ben o gece dışardaydım, haberleri izleyemedim. Dolayısıyla bu 'happening' mülakatı kaçırmış oldum. Göz göre göre.
Çok rica etsem bir kopyasını yollar mı acaba Birand
bana? Evde arka planda sürekli o röportaj çalıp oynarken, yaşarım. Yaşayayım.
Bir nevi Stokholm Sendromu yaşıyorum Orgeneral Büyükanıt'la sanırım. Bu BBG 'benzetmesiyle' hem popüler kültüre ne denli hâkim olduğunu kanıtlıyor. (E, ben de popüler kültürün savcısı telakki edebilirim kendimi.) Hem de-
Eşi Filiz Büyükanıt da diyelim bir davette, derhal Safiye Soyman-Faik Nerde Trak Orada Bırak Çifti'nin yanına gidip onlarla ilgilenmiş, sohbetlemişti en çok.
Banalitenin İleri Sınır Karakolu diyebileceğimiz Bu Çift, sabah programlarının kapasitesinden dahi 'aşkın' bulunduğundan, birkaç (ard arda) kez yayından kaldırılmışlardı. Hatırlarsınız.
Yaşar Büyükanıt çok faal bir kumandan.
Geçen haftada bir punduna getirip "Zamanında özgürlük, demokrasi, insan hakları, barış kavramlarını KULLANAMADIK. Bunları terör örgütüne KAPTIRDIK"
gibi (hepten fantastik) laflar etmişti.
Yani yemeyenin malını yerler, giymeyenin kürkünü giyerler hesabı. Oportünizm Mühendisliğimizi iyi yapıp KULLANAMAMIŞIZ maalesef bu ne idüğü belirsiz ve fakat kaptırmamamız hayrımıza olacak 'malları'.
Sonra biliyorsunuz, benim 2 de 1 de karşıma çıkan bir kanun maddesi olan 'Yargıyı etkilemeye teşebbüs'ten en yargılanası biçimde Şemdinli sanıklarından Ali Kaya'ya kefil olmuştu.
"Tanırım, iyi çocuktur" demişti Büyükanıt.
Yargıyı etkileyebilecek bir cisim, bir mevki var ise, olabilecek ise; O Yaşar Büyükanıt'tır herhalde. (Ben olsa olsa 'tersinden' etkilemeye
'teşebbüsle' kalırım Adalet İnsanlarımızı.)
Umut Kitapevi'ne bomba attıktan sonra, yöre halkı tarafından kıskıvrak, sıcak sıcak, suçüstü yakalanan sanıklara NORMAL MAHKEME 39 yıl 5 ay 10'ar gün mahkûmiyet vermişti.
Ama Yargıtay bu ANORMAL DAVANIN Askeri Mahkeme'de görülmesine karar verdi. Hani Savcı Ferhat Sarıkaya'nın görev hayatını sonsuza dek bitiren ANORMAL DAVANIN.
Askeri Mahkeme (Anormal Mahkeme?) serbest bıraktı
3 sanığı da. Şimdi.
Genelkurmay Başkanımız'ın kefaletiyle taçlandırılan sanıklar önce Askeri Mahkeme'ye 'devrediliyorlar', sonra da serbest bırakılıyorlar.
İşte ben BUNA ADALET DERİM!
Ben buna Yargıyı Etkilememek derim! Adalet Mülkün
(ve Askeriyenin) Temelidir, derim.
Şemdinli'de yaşananlar üstüne İHD ve Mazlum-Der'le
oraya gitmiş, Umut Kitapevi'nin halen kanlı, tozlu, bomba kalıntılı halini görmüştüm.
Kana bulanmış, kan içinde kalmış, kandan şişmiş bir kitabı (bir diyet kitabı) alıp yanımda getirmiş, hayatımdaki insan kanıyla şişmiş kitabın varlığına katlanamayacağıma karar verip Adnan Yıldız'a vermiştim.
Adnan da Aksanat'taki sergisinde Umut Kitapevi'nden alınma kanlı kitaba dayalı bir iş yapmıştı.
Ha, bir de Ulusalcı-Kemalist bir kız sergiyi basıp
ortalığı dağıttı; sonra da 'deli', 'şizofren' ayağına yattı.
Ceza görmesin diye. Alt tarafı bir sergiyi 'basıp' ortalığı dağıtmış, toza dumana bulamıştı!
Yani Umut Kitapevi'nden bir kitabın DAHİ hikâyesi böyle.
Şemdinli'deki bu olaylar esnasında ölen gencecik adamın karısını getirip tanıştırmışlardı bizlerle.
Gencecik kadının yanında, babasının ölümünün tam da bilincinde olmayan güzelim oğlu da vardı.
Yani 'taraf' olmak söz konusuysa, hayatta her daim kaçınılmaz olarak taraf olmak diye bir şey varsa, ben bombalamanın akabinde Şemdinli'ye gidip kitapevinin halini görüp, ölen gencecik adamın eşinin, oğlunun gözlerini görüp, ordaki Kürtlerle konuşup, olanı biteni birinci ağızlardan dinlediğim için taraftım. Tarafım.
Yaşar Büyükanıt da taraf, anlaşılan.
Zira kalkıp bombalamayı, silahlamayı yapan astsubaylara kefil olma zahmetine katlandı.
Sonra işte dava NORMAL MAHKEMEDEN (Yargıtay kararıyla) Askeri Mahkeme'ye alındı ve birinin 39 yıl 5 ay 10 gün verdiğine, diğer mahkeme serbest! bırakma verdi.
Arada bir savcının da hayatı kaydı. Kaydırıldı.
Evvelsi gün İzmir'de bir rahip bıçaklandı. 'Misyoner faaliyetler sürdürdüğü biliniyormuş': Medya Ağzı da bu.
Malatya Davası, Hıristiyanları 'kıtır kıtır doğrayanların' bir nevi Kabuki Tiyatrolamasına: derinliklerin derin işaretlerinin kamuflajına, karpuz gibi ortada olanların önemsizleştirilmesine indirgenmeye çalışıyor.
Hrant Dink Cinayeti'nin mahkemelerinde ise, ailesinin dayanamayacağı/katlanamayacağı türden bariz bir adaletsizlik sergileniyor. Deliller karartılıyor. Yok ediliyor. Teslim edilmiyor.
Şemdinli bir milattı.
Şemdinli'de bomba atıp silahla tarayıp normal sivil vatandaşlarımızın ölümüne neden olmuş 'görevlilerimizi' aklayarak, bu milatı nasıl 'değerlendirdiğimizi' apaçık kanıtladık.
Vatana millete hayırlı uğurlu olsun.
Abdullah Gül'ün dediği üzre: 'Tebrikler Paşam!'
Monday, December 17, 2007
Friday, December 14, 2007
Şemdinli’de patlama: 23 yaralı
Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde bir araçta meydana gelen patlamada, polis ve askerlerin de aralarına bulunduğu 23 kişi yaralandı. Patlamada 67 ev ve işyerinde de hasar meydana geldi.
NTV-MSNBC VE AJANSLAR
Güncelleme: 13:44 03 Kasım 2005 Perşembe
ŞEMDİNLİ - İlçe merkezindeki Jandarma Komutanlığı yakınında, park halindeki bir araçta, saat dün 23.30 sıralarında patlama meydana geldi.
Patlamada, 4 asker, 3 polis ve 16 vatandaş yaralandı. Yaralılar, Şemdinli Devlet Hastanesi’nde ayakta tedavi edildi. NTV’nin sorularını yanıtlayan Hakkari Valisi Erdoğan Gürbüz, yaralıların çoğunun ayakta tedavi edildiğini, sadece yüzünden yaralanan iki askerin tedavisinin sürdüğünü söyledi. Vali Gürbüz patlama nedeniyle 67 ev ve işyerinin de kullanılamaz hale geldiğini açıkladı. Başbakan’ı konuyla ilgili olarak bilgilendirdiğini söyleyen Vali, “Yapılan hasar tespit çalışmalarının ardından vatandaşların zararları karşılanacaktır” dedi.
Patlamada ayrıca çok sayıda ev ve işyerinin camları kırılırken, ilçede elektriklerin kesildiği ve olayla ilgili soruşturmanın sürdürüldüğü bildirildi.
Vali Gürbüz patlamaya PKK’lılar tarafından bir araca yerleştirilen bombanın neden olduğunu da açıkladı.
Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde bir araçta meydana gelen patlamada, polis ve askerlerin de aralarına bulunduğu 23 kişi yaralandı. Patlamada 67 ev ve işyerinde de hasar meydana geldi.
NTV-MSNBC VE AJANSLAR
Güncelleme: 13:44 03 Kasım 2005 Perşembe
ŞEMDİNLİ - İlçe merkezindeki Jandarma Komutanlığı yakınında, park halindeki bir araçta, saat dün 23.30 sıralarında patlama meydana geldi.
Patlamada, 4 asker, 3 polis ve 16 vatandaş yaralandı. Yaralılar, Şemdinli Devlet Hastanesi’nde ayakta tedavi edildi. NTV’nin sorularını yanıtlayan Hakkari Valisi Erdoğan Gürbüz, yaralıların çoğunun ayakta tedavi edildiğini, sadece yüzünden yaralanan iki askerin tedavisinin sürdüğünü söyledi. Vali Gürbüz patlama nedeniyle 67 ev ve işyerinin de kullanılamaz hale geldiğini açıkladı. Başbakan’ı konuyla ilgili olarak bilgilendirdiğini söyleyen Vali, “Yapılan hasar tespit çalışmalarının ardından vatandaşların zararları karşılanacaktır” dedi.
Patlamada ayrıca çok sayıda ev ve işyerinin camları kırılırken, ilçede elektriklerin kesildiği ve olayla ilgili soruşturmanın sürdürüldüğü bildirildi.
Vali Gürbüz patlamaya PKK’lılar tarafından bir araca yerleştirilen bombanın neden olduğunu da açıkladı.
‘Patlamanın sorumlusu güvenlik güçleri’
CHP Hakkari Milletvekili Esat Canan, Şemdinli’de meydana gelen patlamaların ve sonrasında gerçekleşen olayların sorumluluğunun güvenlik güçleri olduğunu iddia etti.
NTV
Güncelleme: 11:46 11 Kasım 2005 Cuma
ŞEMDİNLİ - Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’nde, Özipek Pasajı’nda bir kitapçıya bomba atılması ve iki kişinin ölümüyle başlayan olaylar önceki gün de sürdü.
DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ
• Şemdinli'de patlama: 23 yaralı
CHP Hakkari Milletvekili Esat Canan.
CHP Hakkari Milletvekili Esat Canan, olayların başından bu yana Şemdinli’de olduğunu belirterek, “Aracın içinde MKE menşeili 2 bomba bulunmuştur. Araçta yapılan incelemede 4 dosyada çıktı. Dosyalardan biri aracın kimlik bilgileri ile ilgili. Aracın Jandarma’ya ait olduğu da bu bilgilerde vardır. Ancak yakalanan kişilerin kimlik bilgileri yok. Aracın içinde pasajın ve bombalanan dükkanın sahibi yazıyor” dedi.
Canan, “Dükkan sahibi PKK suçundan 15 yıl cezaevinde yatmış bir kişi. Bomba atıldığı sırada dükkandan kaçarak kurtulmuştur. Dükkanda hayatını kaybeden kişi ise o sırada dükkanda bulunan bir şahıs. Benim de bulunduğum inceleme sırasında incelemeyi engelleme amacıyla ateş açıldı” diye konuştu.
CHP’den Şemdinli’ye heyet
Bu arada, Hakkari Valisi Erdoğan Gürbüz, “güvenlik güçlerinin rolü olduğu” iddialarıyla ilgili NTV’ye değerlendirmelerde bulundu. Vali Gürbüz, “Kim ne biliyorsa, elinde ne bilgi belge varsa Cumhuriyet Savcılığı’na başvursun” dedi.
GENELKURMAY: YARGI SÜRECİ DEVAM EDİYOR
Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği’nden yapılan açıklamada, “Bu üzücü olaya bazı askeri şahısların da karışmış olabileceğine dair iddialar ortaya atılmaktadır. Söz konusu olay her yönüyle adli makamlara intikal etmiş olup gerekli yasal işlemler yapılmaktadır. Soruşturma safhasının gizliliği dolayısıyla gelişmeler hakkında yapılacak müteakip açıklamalar adli makamların takdirinde olacaktır” denildi.
ELKATMIŞ: BÖLGEYE HEYET YOLLAYACAĞIZ
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış, Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’nde yaşanan olaylarla ilgili olarak, bölgeye heyet göndereceklerini söyledi.
‘ERDOĞAN, OLAYLARIN AYDINLATILMASI İÇİN TALİMAT VERDİ’
Başbakanlık Sözcüsü Akif Beki, Başbakan Erdoğan’ın, Adalet Bakanı Cemil Çiçek ile görüştüğünü belirterek, olayların mutlaka aydınlığa kavuşturulması, sorumluların ortaya çıkarılması için İçişleri Bakanlığı ve ilgili tüm birimlere ne gerekiyorsa yapılması talimatı verdiğini bildirdi.
Erdoğan Hakkari olayında devrede
Beki, Erdoğan’ın talimatı doğrultusunda bölgeye mülkiye müfettişlerinin gönderildiğini, müfettişlerin bölgede idari tahkikatı yürüteceklerini ve adli sürecin başladığını bildirdi.
Erdoğan’ın bölge milletvekilleriyle de görüştüğünü belirten Beki, milletvekillerinin gelişmeleri yerinde görmek ve değerlendirmek için bölgeye gidebileceklerini söylediklerini dile getirdi.
İTİDAL ÇAĞRISI
Kalabalık, Şemdinli Belediye Başkanı Hurşit Tekin’in ve Yüksekova Belediye Başkanı Salih Yıldız’ın konuşmaları üzerine gösterilerine son verdi.
Tekin, DEHAP İlçe Teşkilatı balkonundan vatandaşlara yaptığı Kürtçe konuşmada, halkı sağduyuya davet etti. Olaylarda ölenlerin cenazesinin Diyarbakır’a gönderildiğini, cenazelerin gelmesine kadar ilçe halkının sağduyulu olması gerektiğini dile getiren Tekin, “Sizlerden rica ediyorum. Sağduyulu olalım. Vali Bey ile bir görüşme yaptım. Benden halkı sakinleştirmemi istedi. Olay yargıya intikal etti. Savcılıkça gözaltına alınan kişilerle görüştük. Ayrıca olayın olduğu araçta inceleme yaptık” diye konuştu.
Yüksekova Belediye Başkanı, Kürtçe yaptığı konuşmasında “Biz şu anda haklı konumdayız. Taşkınlık çıkarmayın. Camları kırmayın. Bu vatandaşlar, bizim vatandaşımız. biz Susurluk gibi, Yüksekova Çetesi gibi bir olayı ortaya çıkarmak üzereyiz” dedi.
CHP Hakkari Milletvekili Esat Canan, Şemdinli’de meydana gelen patlamaların ve sonrasında gerçekleşen olayların sorumluluğunun güvenlik güçleri olduğunu iddia etti.
NTV
Güncelleme: 11:46 11 Kasım 2005 Cuma
ŞEMDİNLİ - Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’nde, Özipek Pasajı’nda bir kitapçıya bomba atılması ve iki kişinin ölümüyle başlayan olaylar önceki gün de sürdü.
DİĞER HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ
• Şemdinli'de patlama: 23 yaralı
CHP Hakkari Milletvekili Esat Canan.
CHP Hakkari Milletvekili Esat Canan, olayların başından bu yana Şemdinli’de olduğunu belirterek, “Aracın içinde MKE menşeili 2 bomba bulunmuştur. Araçta yapılan incelemede 4 dosyada çıktı. Dosyalardan biri aracın kimlik bilgileri ile ilgili. Aracın Jandarma’ya ait olduğu da bu bilgilerde vardır. Ancak yakalanan kişilerin kimlik bilgileri yok. Aracın içinde pasajın ve bombalanan dükkanın sahibi yazıyor” dedi.
Canan, “Dükkan sahibi PKK suçundan 15 yıl cezaevinde yatmış bir kişi. Bomba atıldığı sırada dükkandan kaçarak kurtulmuştur. Dükkanda hayatını kaybeden kişi ise o sırada dükkanda bulunan bir şahıs. Benim de bulunduğum inceleme sırasında incelemeyi engelleme amacıyla ateş açıldı” diye konuştu.
CHP’den Şemdinli’ye heyet
Bu arada, Hakkari Valisi Erdoğan Gürbüz, “güvenlik güçlerinin rolü olduğu” iddialarıyla ilgili NTV’ye değerlendirmelerde bulundu. Vali Gürbüz, “Kim ne biliyorsa, elinde ne bilgi belge varsa Cumhuriyet Savcılığı’na başvursun” dedi.
GENELKURMAY: YARGI SÜRECİ DEVAM EDİYOR
Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği’nden yapılan açıklamada, “Bu üzücü olaya bazı askeri şahısların da karışmış olabileceğine dair iddialar ortaya atılmaktadır. Söz konusu olay her yönüyle adli makamlara intikal etmiş olup gerekli yasal işlemler yapılmaktadır. Soruşturma safhasının gizliliği dolayısıyla gelişmeler hakkında yapılacak müteakip açıklamalar adli makamların takdirinde olacaktır” denildi.
ELKATMIŞ: BÖLGEYE HEYET YOLLAYACAĞIZ
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış, Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’nde yaşanan olaylarla ilgili olarak, bölgeye heyet göndereceklerini söyledi.
‘ERDOĞAN, OLAYLARIN AYDINLATILMASI İÇİN TALİMAT VERDİ’
Başbakanlık Sözcüsü Akif Beki, Başbakan Erdoğan’ın, Adalet Bakanı Cemil Çiçek ile görüştüğünü belirterek, olayların mutlaka aydınlığa kavuşturulması, sorumluların ortaya çıkarılması için İçişleri Bakanlığı ve ilgili tüm birimlere ne gerekiyorsa yapılması talimatı verdiğini bildirdi.
Erdoğan Hakkari olayında devrede
Beki, Erdoğan’ın talimatı doğrultusunda bölgeye mülkiye müfettişlerinin gönderildiğini, müfettişlerin bölgede idari tahkikatı yürüteceklerini ve adli sürecin başladığını bildirdi.
Erdoğan’ın bölge milletvekilleriyle de görüştüğünü belirten Beki, milletvekillerinin gelişmeleri yerinde görmek ve değerlendirmek için bölgeye gidebileceklerini söylediklerini dile getirdi.
İTİDAL ÇAĞRISI
Kalabalık, Şemdinli Belediye Başkanı Hurşit Tekin’in ve Yüksekova Belediye Başkanı Salih Yıldız’ın konuşmaları üzerine gösterilerine son verdi.
Tekin, DEHAP İlçe Teşkilatı balkonundan vatandaşlara yaptığı Kürtçe konuşmada, halkı sağduyuya davet etti. Olaylarda ölenlerin cenazesinin Diyarbakır’a gönderildiğini, cenazelerin gelmesine kadar ilçe halkının sağduyulu olması gerektiğini dile getiren Tekin, “Sizlerden rica ediyorum. Sağduyulu olalım. Vali Bey ile bir görüşme yaptım. Benden halkı sakinleştirmemi istedi. Olay yargıya intikal etti. Savcılıkça gözaltına alınan kişilerle görüştük. Ayrıca olayın olduğu araçta inceleme yaptık” diye konuştu.
Yüksekova Belediye Başkanı, Kürtçe yaptığı konuşmasında “Biz şu anda haklı konumdayız. Taşkınlık çıkarmayın. Camları kırmayın. Bu vatandaşlar, bizim vatandaşımız. biz Susurluk gibi, Yüksekova Çetesi gibi bir olayı ortaya çıkarmak üzereyiz” dedi.
şemdinli
ÖNCE MÜDAHİL AVUKATLAR ÇEKİLDİ
Duruşma sürerken, müdahil avukatlar adına gazetecilere açıklama yapan Avukat Ayhan Çabuk, duruşmayı, davanın ilk duruşmasında meydana gelen gelişmeler nedeniyle terk ettiklerini söyledi.
“Mahkemenin kendisini görevli kabul ederek, kendilerini asla içinde olamayacakları bir hukuk ve gerçek dışı alana çağırdığını” öne süren Çabuk, “bu alanın figüranları olmayı reddettiklerini” kaydetti.
Dava sürecinde yaşananları anımsatan Çabuk, “yaşanan olaylar zincirinin, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın sözlerinden bağımsız olduğuna inanmanın gereksiz bir iyimserlik olduğunu” belirtti.
“Bu koşullar altında mahkemenin, korktukları ve bekledikleri tutumu takınarak hukuksal yükümlülüklerini göz ardı ettiğini” öne süren Çabuk, şöyle konuştu:
“Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi, hiçbir şekilde bu davanın görevli mahkemesi değildir. Bugün verilmiş karar, hukuk ve tarih karşısında yok hükmündedir. Biz müdahil vekilleri olarak bugünden itibaren artık hukukun referans kabul edilmediğine inandığımız yargılama sürecine dahil olmayacağız. Bu sürecin sanıkların, serbest bırakılması veya aklanması yönünde ilerleyeceğinden koktuğumuz niyet ve çabalara ortak olmayacağız. Dava konusunda gerçekten görevli olan mahkemenin vermiş olduğu hüküm halkın vicdanında yerini bulmuştur. Kendisini askeri nedenlerle görevli addeden hiç bir mahkeme bu gerçeği değiştiremeyecektir.”
DURUŞMALARI TAKİP ETMEME EĞİLİMİ
Avukat Ayhan Çabuk, gazetecilerin, bundan sonra nasıl davranacaklarına dair sorusuna ise müdahil vekilliğinden çekilmediklerini, duruşmadan çekildiklerini belirterek, ileriki süreçte duruşmaları takip edip etmeme konusunu ayrıca değerlendireceklerini, ancak şu anda kendilerinde oluşan kanaatin, artık bundan sonraki süreçte duruşmaları takip etmeme şeklinde olduğunu kaydetti.
5 SAAT SÜREN DURUŞMADA TAHLİYE
Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Van Askeri Mahkemesi, müdahil avukatlarının görevsizlik kararı verilmesi yönündeki talebini reddetti.
Mahkeme heyeti, duruşmanın ikinci oturumunda, sanık astsubaylar Ali Kaya, Özcan İldeniz ve terör örgütü PKK itirafçısı Veysel Ateş’in savunmalarını dinledi.
Yaklaşık 5 saat süren duruşmada, mahkeme heyeti 15 dakika ara verdi. Daha sonra devam eden duruşmada, mahkeme heyeti, sanıkların delilleri karartma ihtimali ve kaçma şüphelerinin bulunmaması, TSK’da görevli olmaları nedeniyle tutuksuz yargılanmalarına karar verdi. Duruşma, 14 Mart 2008 tarihine ertelendi.
DAVA YARGITAY’DA BOZULMUŞTU
Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde 9 Kasım 2005 tarihinde Umut Kitabevi’nde meydana gelen patlamayla ilgili Van 3. Ağır Mahkemesinde 19 Haziran 2006 tarihinde görülen davada, tutuklu sanıklar astsubay Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile PKK itirafçısı Veysel Ateş hakkında, “adam öldürmek, çete kurmak ve adam öldürmeye teşebbüs” suçlarından 39 yıl, 5 ay, 10’ar gün hapis cezası verilmişti.
Sanık avukatlarının, Van 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına itirazı üzerine temyiz incelemesini 16 Mayıs 2007’de tamamlayan Yargıtay 9. Ceza Dairesi, sanık astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz’i “Adam öldürmek, çete kurmak ve adam öldürmeye teşebbüs” suçlarından 39 yıl 5 ay 10’ar gün hapse mahkum eden kararının, usul yönünden bozulmasını ve mahkemenin davaya bakmakla yükümlü olmadığını kararlaştırmıştı.
Dava, 13 Haziran 2007 tarihinde yeniden Van 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlanmış, 14 Eylül 2007’de görülen davada, mahkeme heyeti görevsizlik kararı vererek, dosyayı Askeri Mahkemeye göndermişti.
Duruşma sürerken, müdahil avukatlar adına gazetecilere açıklama yapan Avukat Ayhan Çabuk, duruşmayı, davanın ilk duruşmasında meydana gelen gelişmeler nedeniyle terk ettiklerini söyledi.
“Mahkemenin kendisini görevli kabul ederek, kendilerini asla içinde olamayacakları bir hukuk ve gerçek dışı alana çağırdığını” öne süren Çabuk, “bu alanın figüranları olmayı reddettiklerini” kaydetti.
Dava sürecinde yaşananları anımsatan Çabuk, “yaşanan olaylar zincirinin, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın sözlerinden bağımsız olduğuna inanmanın gereksiz bir iyimserlik olduğunu” belirtti.
“Bu koşullar altında mahkemenin, korktukları ve bekledikleri tutumu takınarak hukuksal yükümlülüklerini göz ardı ettiğini” öne süren Çabuk, şöyle konuştu:
“Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi, hiçbir şekilde bu davanın görevli mahkemesi değildir. Bugün verilmiş karar, hukuk ve tarih karşısında yok hükmündedir. Biz müdahil vekilleri olarak bugünden itibaren artık hukukun referans kabul edilmediğine inandığımız yargılama sürecine dahil olmayacağız. Bu sürecin sanıkların, serbest bırakılması veya aklanması yönünde ilerleyeceğinden koktuğumuz niyet ve çabalara ortak olmayacağız. Dava konusunda gerçekten görevli olan mahkemenin vermiş olduğu hüküm halkın vicdanında yerini bulmuştur. Kendisini askeri nedenlerle görevli addeden hiç bir mahkeme bu gerçeği değiştiremeyecektir.”
DURUŞMALARI TAKİP ETMEME EĞİLİMİ
Avukat Ayhan Çabuk, gazetecilerin, bundan sonra nasıl davranacaklarına dair sorusuna ise müdahil vekilliğinden çekilmediklerini, duruşmadan çekildiklerini belirterek, ileriki süreçte duruşmaları takip edip etmeme konusunu ayrıca değerlendireceklerini, ancak şu anda kendilerinde oluşan kanaatin, artık bundan sonraki süreçte duruşmaları takip etmeme şeklinde olduğunu kaydetti.
5 SAAT SÜREN DURUŞMADA TAHLİYE
Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Van Askeri Mahkemesi, müdahil avukatlarının görevsizlik kararı verilmesi yönündeki talebini reddetti.
Mahkeme heyeti, duruşmanın ikinci oturumunda, sanık astsubaylar Ali Kaya, Özcan İldeniz ve terör örgütü PKK itirafçısı Veysel Ateş’in savunmalarını dinledi.
Yaklaşık 5 saat süren duruşmada, mahkeme heyeti 15 dakika ara verdi. Daha sonra devam eden duruşmada, mahkeme heyeti, sanıkların delilleri karartma ihtimali ve kaçma şüphelerinin bulunmaması, TSK’da görevli olmaları nedeniyle tutuksuz yargılanmalarına karar verdi. Duruşma, 14 Mart 2008 tarihine ertelendi.
DAVA YARGITAY’DA BOZULMUŞTU
Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde 9 Kasım 2005 tarihinde Umut Kitabevi’nde meydana gelen patlamayla ilgili Van 3. Ağır Mahkemesinde 19 Haziran 2006 tarihinde görülen davada, tutuklu sanıklar astsubay Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile PKK itirafçısı Veysel Ateş hakkında, “adam öldürmek, çete kurmak ve adam öldürmeye teşebbüs” suçlarından 39 yıl, 5 ay, 10’ar gün hapis cezası verilmişti.
Sanık avukatlarının, Van 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına itirazı üzerine temyiz incelemesini 16 Mayıs 2007’de tamamlayan Yargıtay 9. Ceza Dairesi, sanık astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz’i “Adam öldürmek, çete kurmak ve adam öldürmeye teşebbüs” suçlarından 39 yıl 5 ay 10’ar gün hapse mahkum eden kararının, usul yönünden bozulmasını ve mahkemenin davaya bakmakla yükümlü olmadığını kararlaştırmıştı.
Dava, 13 Haziran 2007 tarihinde yeniden Van 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlanmış, 14 Eylül 2007’de görülen davada, mahkeme heyeti görevsizlik kararı vererek, dosyayı Askeri Mahkemeye göndermişti.
Subscribe to:
Posts (Atom)