Monday, October 6, 2008

adelet

‘DTP’liyi öldürün çağrısı suç sayılmadı
02.10.2008 - 05:09

‘Her şehit için DTP’li öldürülmeli’ denilen köşe yazısını ‘fikir özgürlüğü’ olarak değerlendiren Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kararını mahkeme ‘isabetli’ buldu.

Bolu 2. Komando Tugayı’nda vatani görevini yapan 13 askerin 7 Ekim 2007’de şehit düşmesinin ardından Bolu Express gazetesindeki köşesinde “Türk, işte karşında düşmanın” başlıklı bir yazı kaleme alan I.E., terörle mücadeleyi anlattı. I.E., yazısının devamında DTP milletvekillerinin, DTP yöneticilerinin ve DTP’li belediye başkanlarının isimlerini tek tek sıraladı. I.E., yazısında şu ifadelere yer verdi:

“Yüce Türk Ulusu, işte karşında düşmanın. ‘PKK bölücü terör örgütüdür onun mensupları da vatan hainidir’ demedikten sonra bunların topu Türk düşmanı olarak bundan sonra ‘sivil yurtsever’ unsurların hedefi olacaktır. Kahpece pusu kuran, dağdaki teröristin peşinde koşmaktansa üç-beş mikrobu temizleyip bundan sonra ‘Bir bizden beş sizden tamam mı, devam mı?’ demek gerekir.

Bunu yapacak ve diyebilecek yurtsever unsurlar da çıkar elbet. Toplumun arzusu, yoğun olarak bu yöndedir. Bundan böyle şehit edilen her güvenlik görevlisine karşın, bunlardan birinin aynı kaderi paylaması toplumun çoğunluğunun isteği haline gelmiştir. Artık kangren olmuş uzuv veya uzuvların kesilip atılma zamanı gelip geçmiştir.”

DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ SAYILDI
DTP Diyarbakır Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Selahattin Demirtaş, yazının yayımlanmasının ardından avukatı Duran aracılığıyla Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Savcılığın, ifade alıp duyuruyu karara bağlamak dışında araştırma gerektirmeyen soruşturması altı ay sürdü.

Savcılık, soruşturma da sonunda yazıyı hukuka uygun bularak takipsizlik kararı verdi. Kararda, yazının düşünce özgürlüğü kapsamında olduğu vurgulandı.

MAHKEME DE UYDU
Duran, takipsizlik kararının kaldırılarak dava açılması için Düzce Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurdu.
Dilekçede, yazının halkın bütününde suç işlemeye alenen tahrik eylemini oluşturduğu ifade edilerek şöyle denildi:
“İçinde açıkça infaza ve öldürmeye davet ve tahrik ifadeleri taşıyan bir yazının, savcı tarafından aklanmış olması kamu vicdanını ve toplumun adalet duygusunu derin biçimde yaralamıştır. Savcılığın takipsizlik kararına karşı verilen genel tepki ‘bu da suç değilse suç ne’ biçimindedir. ”

'KARAR İSABETLİ'
Mahkeme de savcılığın isabetli bir karar verdiğine işaret ederek itirazı reddetti. Mahkemenin kararında, savcılığın verdiği kararda isabetsizlik bulunmadığı vurgulandı.

Duran da kararı AİHM’ye taşımaya karar verdi. Bu tip kesinleşen kararlara karşı Adalet Bakanlığı’nın “kanun yararına bozma” hakkı bulunuyor. Ancak bakanlık bu yola başvurmazsa iç hukuk yolları tamamen tükenmiş oluyor. Bu durumda savcılığın kesinleşen kararına göre, AİHM aksi bir karar verene kadar DTP’lilerin öldürülmesi için çağrı yaparak isim listesi yayımlamak suç sayılmayacak.

Bolu Expres gazetesi köşe yazarı I.E'nin davalık yazısı:

TÜRK, İŞTE KARŞINDA DÜŞMANIN

İşte size son birkaç günün gazete başlıkları:

Diyarbakır Lice’de mayın patladı. 1 astsubay şehit, 3 er yaralı.

Beytüşşebep’da iftar vakti köylerine giden 12 köy korucusu öldürüldü.

Van’ın Başkale ilçesinde askeri birliğe roketatarlı saldırı, 1 asker şehit.

Şırnak’ın Namaz dağı bölgesinde mayın patladı, 1 uzman çavuş şehit.

Şırnak’ın Gabar dağı bölgesinde pusu, 13 asker şehit.

Bunlar, son bir hafta veya on gün içinde bizim gazetelerde tesadüfen rastladıklarımız.

Araştırsak, hiç şaşmam belki bir bu kadar daha çıkar.

25 seneye yakın zamandır, “kanları yerde kalmayacak” , “mücadele kararlılığımız daha da arttı” veya “kökünü kazıyacağız” gibi yutturmacalar la avutup, geçiştirdiniz hep.

Yeter be, yetsin artık şu palavralarınız, masallarınız.

Sivili de, askeri de,

Sizler çocuk mu avutuyorsunuz?

Yoksa milletle dalga mı geçiyorsunuz?

3 bin veya beş bin tane “çapulcu” ile baş edemeyen devlet veya ordu olur mu?

Edemediniz, edemiyorsunuz işte, yazıklar olsun hepinize.

Devletseniz, devletliğinizi, yasama organıysanız, kanun koyuculuğunuzu, hükümet iseniz, hükümetliğinizi bilin. Yargıysanız, yargının, hukukun gereklerini yerine getirin.

Ama yetti, artık bardak taştı.

Geçtiğimiz pazar gecesi, Bolu 2. Komando Tugayına mensup 13 askerimizin şehit edilmesi haberini duyunca çıldırdık.

Nasıl delirmeyelim ki?

TBMM çatısı altında, askerimizi, polisimizi, koruyucumuzu, sivil halkı gözlerini kıpmadan öldüren teröristlerin “azmettiricileri” varken;

Bu terörist katillere “kardeşim” diyebilen, bunların akıl hocalığını yapabilen,

Askerlerle girdikleri silahlı çatışmada geberen teröristlerin “leşlerini” derede yıkayan DTP İl, İlçe ve Belediye Başkanları varken,

Dağdakilerin peşinden koşturmak ne derece doğru oluyor? Gerçek katil tetikçiler mi?

Esas katiller kimler, biliyor musunuz?.

Partilerinin flamasına “PKK çaputlarının” rengi, sarı yeşil ve kırmızıyı koyan, PKK’lı, eli kanlı bu “piçlerin” sıktığı her kurşunun arkasında olan, onlara “kardeşim” diyen, bu cinayetleri işletenler; “azmettiriciler”

Başta, Demokratik Toplum Partisi Genel Başkanı Ahmet Türk. Partinin Milletvekilleri Ayla Akat Ata, Bengi Yıldız, Mehmet Nezir Karabaş, Akın Birdal, Selahattin Demirtaş, Gülten Kışanak, Aysel Tuğluk, Pervin Buldan, Sebahat Tuncel, Emine Ayna, Sırrı Sakık, M. Nuri Yaman, Osman Özçelik, İbrahim Binici, Sevahir Bayındır, Hasip Kaplan, Şerafettin Halis, Fatma Kurtulan, Özdal Üçen.

Demokratik Toplum Partisi Merkez Yürütme Kurulu, Nurettin Demirtaş, Mustafa Sarıkaya, Saadet Becerikli, Bayram Altun, Selma Irmak, Sibel Öz, Pelgüzar Kaygusuz, Kamuran Yüksek, Yücel Genç, Ömer Ağın, Kemal Aktaş, Siracettin Irmak, Kemal Çolgan, Gülay Calap, Hüseyin Cengiz, Ayfer Ekin, Besime Konca, Ahmet Aday ve Çimen Işık.

Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, Batman Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan, Şırnak Belediye Başkanı Ahmet Ertak, DTP’li tüm belediye başkanları, bu partinin il, ilçe başkan ve yönetimleri.

Türkiye’yi bölmeye, tarih sahnesinden silmeye çalışan “dış mihraklar” ve bunların içteki uşakları, maşaları...

Yüce Türk Ulusu, işte karşında düşmanın.

“PKK bölücü terör örgütüdür, onun mensupları da vatan hainidir” demedikten sonra, bunların topu Türk düşmanı olarak, bundan sonra “sivil yurtsever” unsurların hedefi olacaktır.

Kahpece pusu kuran, dağdaki teröristin peşinde koşmaktansa, üç-beş mikrobu “temizleyip” bundan sonra “bir bizden, beş sizden” tamam mı, devam mı? demek gerekir. Bunu yapacak ve diyebilecek “yurtsever“ unsurlar da çıkar elbet. Toplumun arzusu, yoğun olarak bu yöndedir.

Bundan böyle şehit edilen her güvenlik görevlisine karşın, bunlardan birinin aynı kaderi paylaşması toplumun çoğunluğunun isteği haline gelmiştir. Artık, ”kangren olmuş uzuv veya uzuvların” kesilip atılma zamanı gelip geçmiştir.

Türkiye’nin sınır ötesi sıcak takibine soğuk bakan ABD”, dünyanın öbür ucundan geldiği Irak’ta ne “be,o,ke” işi olduğunu izah etmelidir.

Bunun yanı sıra; hala sınır ötesi harekata hayır diyen ABD’nin elinden İncirlik Üssünün alınması, Habur Sınır Kapısının da kapatılması, Mersin Serbest Bölgede faaliyet gösteren bazı Kürt gurupların temizlenmesi ABD ve Barzani’nin “çanına ot tıkamaya” yeter de artar bile…

Türkiye Cumhuriyeti Devleti bugüne kadar ABD’siz de, AB olmadan da yaşamıştır bundan sonra da yaşayacaktır. Hepsi yerin dibine batsın. ABD’nin ve AB’ nin, boyunduruğu altında, kişiliğimizi yitirip “sömürge” konumunda olmaktansa, ulusça “Metal Fırtına”yı yaşamayı tercih ederiz.

Allah’tan tüm şehitlerimize rahmet, kederli ailelerine başsağlığı, sabırlar diliyor ve acılarını yürekten paylaşıyoruz. Aynı şekilde, Bolu 2 nci Komando Tugayına da, başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.

Yarın Mübarek Şeker Bayramı. Şırnak’ın Gabar Dağında, bu vatan için canını veren O 13 yiğit aslandan birinin anası, babası, kardeşi siz olsaydınız, nasıl bayram yapardınız? Bir de onu düşünün. Bu bayram burukta olsa, acılı da olsa herkese kutlu olsun.

(Milliyet-Gazeteport)

http://www.gazeteport.com.tr/GUNCEL/NEWS/GP_296033